ULTRA MARATON  KOŞMAK İSTEYENLER İÇİN TEMEL BİLGİLER

1- Bir sporcunun Uzun mesafe koşabilmesi için  maraton geçmişi olması gerekmektedir.( maraton veya  yarı  maraton yarışlarını koşmuş ve bu mesafelerde kendini denemiş olması gerekir

2- Koşmak istediği  mesafenin   ve yarış çeşidinin belirlenmesi.=  Ne çeşit parkurlarda başarılı olmaktadır ve kaç km yol koşabilmektedir. Geçmiş dönemlerdeki yaşam biçimi ve bedensel gelişimi 10-12  saat koşabilmesine uygun mu,? Değilmi?  bilmek gerekir.

3- Sağlık  durumu= Kısa mesafeli atletizm yarışlarında çok başarılı olan bir sporcu mesafe uzadıkça  bedeninde bir takım arızalar çıkabilir. Diz.ayak bilekleri, bel, kalça eklemleri,omuz,sırt eklemleri,omurlar, göğüs kafesi, gibi oynar durumda olan parçalarımızda zamanla aşınma ve zedelenmeler oluşur. Vücudumuz arızasız olarak bizi koşar durumda kaç km taşımaktadır bunu ultra yarış koşmaya karar vermeden evvel bilmemiz gerekir. Ultra yarışmaları koşmaya karar verdikten sonra ortaya çıkabilecek sorunlar sporcunun diğer başarılarını da etkiler.Sakatlıklara neden olur kısa yarışlarını da koşamaz duruma gelir.

Ultra yarışmacı bir sporcu tam teşekküllü bir sağlık kurumunda tam kan, tam idrar tahlili, nabız, tansiyon, kalp ritmi  gibi temel sağlık kontrollerini yaptırmalıdır.

4- Ultra yarışın teknik özelliklerini, yarış için istenen teknik malzemeleri, yarışın parkur özelliklerini, yarışmaya katılım şartlarını, kayıt için istenen belgeleri, kayıt yaptırmak için aranan nitelikleri, kayıt  ücretini ,otel, yemek, ulaşım ücretlerini  toplam maliyetin ne olduğunu, o tarihlerde gideceği yarışa en yakın uçak, tren ve benzeri ulaşım aracının  nasıl temin edileceğini  yarışmaya karar vermeden öğrenmesi gerekir.

5- Ultra maraton yarışına nasıl hazırlanılır , ultra maraton koşmuş olan başarılı sporcuların hayat hikayeleri, çocukluk dönemleri yetişme şartları, yaşamış oldukları güçlükler,Psikolojileri, neden ultra yarış tercih etmiş olmaları, insanı sınırsız yarış koşmaya iten etkenler nelerdir, bilinmesi gerekir

Özellikle  ultra yarışmacının yarışma anında karşılaştığı problemlerin neler olduğu yada nelerin olabileceğinin bilinmesi önemlidir .Her türlü tahmin ve hesaplamalara rağmen hesapta olmayan sorunlar çıkabilir . sporcu oluşabilecek her türlü sakatlık,  sağlık problemlerine ve parkur sorunlarına hazırlıklı olmalı ve sorunlarla karşılaştığında korku ve endişeye kapılmamalıdır.

Bir ultra yarışmacının en büyük engeli korku, endişe ve kendine olan güvenini kaybetmesidir.Motivasyonu bozulan sporcunun tekrar kendini toparlaması zor olur.

Ultra maraton yarışmalarını koşmaya karar veren sporcunun  yapacağı  antrenmanları yarışma kadar önemlidir.

6- Yarış psikolojisi, yarışmacının ruhsal yapısı, yarışmalarda devamlılık= Ultra yarışmacı  öncelikle neden ultra yarış koştuğunu iyi bilmeli,saatlerce bütün zorlu şartlara rağmen bitmez tükenmez sıkıntılara neden katlanmış olduğunu kendisine açıklayabilmelidir.Ultra yarışmalar çok zaman alır ve maliyeti e sanılandan oldukça yüksektir. Ultra yarışmalar plansızca koşulursa  kazancı hiç yoktur.Bir ultra maratoncu bu yarışı ne amaçla koşacak ve sonunda ne kazanacak  hedefi nedir, misyonu nedir bunu kendisine açıklaması gerekir.

Ultra maraton yarışlarının maliyeti sadece  kayıt, yol ,yemek ve otel masrafları değildir.İşinizden,zamanınızdan ailenizden,sağlığınızdan, eğlencenizden, yakın eş,dost  ve bazı kazançlarınızdan  fedakarlık yapıp gücünüzün ,enerjinizin büyük bölümünü yada tamamını ultra maraton koşmak için harcayacaksınız.  Sadece saatlerce koşmaya veya günlerce  koşuyor olmaya kilitleneceksiniz. Gece gündüz hayallerinizde yarış parkurlarını koşacaksınız.

Bitirdiğinizde iyi yaptın diyen bile olmayabilir her şeyi kendiniz için yapacaksınız. Şayet şov amaçlı gösteri olsun diye  veya  ünlü olmak için yapılacaksa  geri dönüşümü olmayan bu kadar zaman ve fırsatlarınızı harcadığınıza değermi.? diye bir değerlendirilme yapılmalıdır.

Günlük yaşamınızda ruhsal yapınızda yapmış olduğunuz işlerde bıkkınlık, yorgunluk,işi bırakma ,ara verme ,ortamı terk etme sinirlenme,işi yarım bırakma, gibi tavır ve davranışlar  varsa  önce bu sporcu  kendini bir sınavdan geçirmeli. Aksi durumda emeği boşa gider.

7- Bir sporcu ultra maraton yarışını koşmaya karar vermiş ise  bu yarışı ne şekilde ne kadar zamanda, hangi strateji ile yarışacaktır. Yarış parkurunun tüm özelliklerini inceleyerek zaman dilimlerine ayırıp hangi bölümleri hangi tempo ile koşacak, mola, dinlenme, su ve gıda istasyonlarını kendi biyolojik yapısına göre belirlemelidir.

Ultra maraton çeşidi ve mesafelerine  göre yarışmacının  uygulayacağı takdik ve stratejileride değişir

8- Yarışma süresince kullanılacak malzemeler. Organizasyonun belirlediği ve bulundurulması zorunlu teknik malzemeler en kaliteli  denenmiş ve eksiksiz olmalıdır.

Kılık kıyafet yarış ortamlarına uygun ve belirtilen nitelikte seçilmelidir.Yarışma süresince kullanılacak giysi,, şort, atlet,çorap, ayakkabılar mutlaka antrenman zamanında kullanılmış ve denenmiş olmalıdır. Her malzemenin mutlaka yedeği ve fazladan malzeme bulundurulması sporcuya kolaylık sağlar.

9- Beslenme=   Her  insanın çocukluğundan beri devam ettiği ve alışmış olduğu bir beslenme şekli vardır.

Sporcunun ne şekilde besleneceği antrenmanları süresince çalıştıkça kendiliğinden duyduğu ihtiyaçlarına  göre belirlenir. Bir yarışmacının antrenmanları sırasın da  gücüne ve hızına göre harcadığı enerji, mineral, protein ,nişasta,karbonhidrat,su  oksijen miktarı kişiye göre değişir. Her insanın metabolizma  yapısı farklıdır bana çok iyi gelen armut ,elma, dut,harnup, kuşburnu pekmezi bir başka insana çok ağır gelebilir. Bu nedenle sporcu kendini tanımalıdır taklit beslenme olmaz.

Her insanın günlük harcadığı enerji miktarı da farklıdır. Ben  100 km lik yarışlarda hiçbir şey yemiyorum ama çok şey yiyende oluyor, 24 saat boyunca yarım muz çeyrek dilim çikolata, bir bardak ılık tahıl çorbası gibi hafif gıdalarla koşuyorum ama bu biç ölçü değildir. Yaşam biçimi çok önemlidir. Sporcu vücudunun enzimatik düzeyi önemlidir.Enerji taşıma sistemleri ( E.T.S)   her insanda farklı düzeyde çalışır. Bazı kişiler çok yemek yer saç teli gibi zayıftır, bazı kişiler bir dilim kuru ekmek ile  dağları deler, İnsanların aldığı besinlerin  ince barsaklarda  emilmesi, kana geçirilmesi, parçalanıp hücrelerde kullanılacak hale gelmesi, enerjiye dönüştürülme düzeyi,yakılma miktarı,atık ürünlerin dışarı atılım süresi ve miktarı birbirinden farklıdır. Sonuç olarak sporcu kendini iyi tanımalıdır. Taklit beslenme doğru bir uygulama olmaz , Doğru ve yararlı, verimli olan beslenme şeklini bulana kadar yarış günü geçmiş olur.

Yarış süresince de antrenman süresinde olduğu gibi beslenmek gereklidir. Ani değişikliklere vücut  uyum sağlayamaz vücuda giren yeni maddeleri tanıyamaz, ve tepki gösterir,

10- Antrenman proramı ve yarışa hazırlanma biçimi. Her sporcunun antrenman programı beslenme programı gibidir.Her sporcunu antrenman  sistemi farklı olmalıdır. Beslenme ve çalışma sistemleri sporcunun biyolojik yapısına göre çalıştırıcı antrenörü ile  birlikte hazırlanmalıdır. Basit bir iç çamaşırını bile bedenimize göre alırken beslenme ve çalışma programını başkalarının ölçülerine göre almak bence çok yanlış olur. Eğer birilerini taklit ederek başarılı olacağımızı hesap edersek antrenörlere gerek kalmaz.

11- Genetik faktörler=  Tüm canlı çeşitlerinde olduğu gibi insanların genetik (kalıtsal ) özellikleri de farklıdır.  Her  doğan  çocuk anne ve babasında gelen kalıtsal karakterleri taşır. Anne ve babanın atalarından gelen  iyi veya kötü özelliklerde çocuklarla  az yada çok miktarlarda  nesilden nesile aktarılırlar. Psikolojik sorunlar hariç bir çok davranış biçimleri anne ve babaya benzemektedir.Bazı çocukların genetik  nitelikleri hayatını kolaylaştırıcı özellikleri taşıyabilir. Doğuştan gelen bedensel engeller, kişisel zayıflıklar, hormonal eksiklikler olsa bile her insanın başarılı olacağı mutlaka bir fırsatı vardır.Çocukların bedensel ve zihinsel gelişmelerine göre yeteneklerinin tespit edilmesi ve yetenekleri doğrultusunda eğitilmesi gerekmektedir.Bir çok anneler  çocuklarını büyütürken kendi istek ve zevklerine göre hareket ederler.Kendi zevklerine göre giyindirir. Yedirir, doyurur, oyuncağını anne seçer, arkadaşlarını annesi seçer, Hangi okulda okuyacağı hangi oyunları oynayacağını, hangi mesleği seçeceğini annesi belirler. Çocuk büyüdüğünde ne yapacağını annesi olmadan karar veremez.Çocuk anneden iki metreden fazla uzaklaşamaz.kendini tanımaz karar verme yeteneği gelişmemiştir. Oyun oynarken annesinin kontrolü altındadır.

Koşma yorulursun oynama terlersin prensibi ile çocuk büyümeden sayılamayacak kadar korku ve endişe  eğitimini alır. Cesaretsizlik, zayıflık,hastalanma korkusu ,her an bir şey olacak  duygusu,arı sokacak, böcek ısıracak, mikrop kapacak, ben yapamam, denedim olmadı,ben açlığa dayanamam, ben sebze,ot yiyemem, ben yorulurum,acıkırım bana bakarlar ,bana gülerler gibi davranışlar çocuğun içine yerleştirilir atalarından gelen değişmeyen  kemikleşmiş  engel gibi kabullendirilir.Bir çok çocuğun  anne ve babasının bu ön yargıları hoşuna gider ben o işi yapmak isterim ama annem ve babamda söyledi ben yapamam savunmasının arkasına saklanır  hayatını başkalarının desteği ile yorulmadan kazanmaya çalışır ve bu gizli davranışını da akıllı olmak ile ödüllendirir.Çocuklar ilk okulu bitirene kadar okul çantasını annesi taşır.Okul çantasını taşıyamayan, yemeğini kendisi yiyemeyen, kıyafetlerini seçemeyen, yeteneklerini keşfedemeyen,arkadaşlarını tanıyıp değerlendirip seçemeyen ,iyi yi, kötüyü ayırt edemeyen neden ne için hoşlandığını anlayamayan ,mesleğini seçemeyen  çocuklar iş hayatına atıldıklarında ne yapacaklarının  kararını  nasıl verebilirler.

Genetik faktörlerden daha önemlisi çocukların yetiştirilme biçimleridir.Çocukların büyütülmesi süresinde  hayatın zorluklarına karşı hazırlanan donanımları önemlidir. Çocukların doğal engellere karşı kaleleri güçlendirilmemiş ise çocuk kendi kendine bir çok engel üretebilir. Hayatın zorlukları ile karşılaşmamak, yenildiğini ,başarırsızlığını göstermemek ve gizlemek niyetiyle bin bir çeşit hastalık,bahane üretir.Şanssızlık, kadersizlik,gurur,kompleks,kötü arkadaş,hep onların yolunu bekler.

Bir insanın başarısızlığındaki  en büyük engel kendisidir. Kendini yönetemeyen, hayatın gerçeklerini göremeyen, yorumlayamayan,menfaatleri uğruna hedeflerinden sapabilen, gerçeklerden menfaat uğruna uzaklaşan, küçük hesaplar peşinde yorulan,sorumluluk altına giremeyen ,çalışmaktan engellerden korkan , Başarsızlığını başkalarına mal eden ,başkalarının başarılarını kendine mal eden kişiler,başarılı insanları sindiremeyen , başarılmış olan bir şeyin  sürekli olumsuz eksik taraflarını bulup ortaya süren kişilikler kendilerini tanımayan  kişilerdir.  Anne baba cahil ve bilgisiz olabilir. Çocuklarını çok yanlış eğitmiş olabilirler ama artık insanların kendilerini eğitmeleri için yanlışlıkları görebilmeleri için bir çok kurum ve kuruluşlar mevcut. . İnsan değişebilen bir canlıdır ,insanlarda düşünme  öğrenme, yorumlama ,değerlendirme, mukayese etme güçleri var kısaca insanda zeka diye bir yaptırım gücü var .

Zekasını kullanamayan insan nasıl başarılı olamadığını kendisine sormalıdır,

12- Kimler ultra yarışçı olabilir = Hayat bir ultra maratondur. Her insan hayatı boyunca  sınırları beli olmayan ne zaman biteceği belli olmayan bir  ultra yarışa  katılır. İnsan yaşamında ne kadar engel olabilirse ultra yarışlarda da o kadar engel  çıkabilir.

Her insan ultra maraton koşabilir.

Koşmak isteyen her insan gerçekten yapmak istediğinden emin ise istediği işi yapar.

İnsan yaşamı boyunca hayat şartlarını iyileştirebilmesi ve istediği düzeyde yaşayabilmesi  için  ultra yarışmalarda olduğu gibi bir takım nitelikleri kendisinde bulundurması gerekir.

Ultra maraton koşacak insan ultra kişiliğe sahip olmalıdır . Hayatın doğal engellerine karşı kalelerini güçlendirmiş olmalıdır. Beğenilme , güzel görünme , bana gülerler duygularını yenmiş olmalıdır. Ultra  kişiliğe sahip kişi  risk faktörlerine karşı hazırlamalıdır, İnsan yaşamında her zaman risk faktörü vardır. Hiçbir hayat şartı kesin ve değişmez olamaz her an her şey değişebilir hayatımız alt üst olabilir. Hiç evden çıkmadan , hiçbir engele zorluklara rastlamadan hayatımız berbat olabilir. Hastalık, kıtlık, sıcak, soğuk, pahalılık, işsizlik, yokluk,doğal afetler, toplumsal sorunlar istenmese de insan bu yaşam koşulları ile karşılaşabilir önemli olan bu durumlarda nasıl bir çözüm üreteceğimizdir. Engeller her zaman vardır. Engeller aşmayı düşünen insan için engel teşkil eder . Aşmayı düşünmeyene zaten engel yoktur.

Hayat denilen ultra yarışları kazanan insanlar ultra maratonları zaten koşuyor durumdadırlar. 100-200 km olan yollar bu yarışçılara kısa gelir.

13- Ultra maraton yarışçısı olmanın küçük bir ayrıntısı ise sonuç odaklı olmaktır.

Ben şu işi yapacağım ve sonucu ne olursa olsun bu işi yapmak istiyorum, sonucunu görmeliyim, bu işin sonucuna göre yeni kararlar alacağım, hedeflerimi  büyüteceğim  şeklinde düşünebilen ve düşündüğünü gerçekleştirebilen kişiler  başarıya ulaşırlar.

Ben hazır değilim ama bu yarışa bir katılayım olmadı bırakırım, Ben bu yarışı kazanırdım ancak hiç hazırlanmamıştım, kolaymış,bitirirdim fakat aşil  tendonumda bir çekme oldu,bacağım kasıldı,midem bozuldu,hava çok sıcaktı,yarıştan evvel çok hastaydım ,yumurta yemiştim gaz yaptı gibi sayısız engeller sıralanır ,yarışa iyi hazırlanmış olsaydınız bile yine bu engeller olacaktır.

Hiçbir yarışmaya hazırlık yapılmadan  sırf şov olsun diye katılmak doğru bir davranış değildir çünkü ultra yarışlar büyük ve pahalı organizasyonlardır . Yarış sorumluları, sponsorlar , organizasyon görevlileri,I.A.U  birliği birkaç kişi şov yapsın diye kendini risk altına atmaz. Her ne olursa olsun ister küçük ister büyük yarış yarıştır. Yarışmacı ciddi ise yarışınızda ciddiye alınır. Siz kendinize saygılı iseniz çevrenizde size saygılı davranır. Ben bu yarışı veya organizasyonu ciddiye almadım demek beni ciddiye almayın demek olur.

Gerçek bir ultra yarışmacı  sonuca odaklanır ve mutlaka sonuca ulaşır.

Sonuç odaklı olmak   günlük hayatımız içinde çok önemlidir. İşimi şansa bıraktım ,olursa olur, olmazsa olmaz ucunda ölüm yok ya,  benden bu kadar,     adım Hıdır elimden gelen budur,  Gücüm yetmiyor ben çok çalışamam,  alışmamışım,   sen  çok çalışmaya alışmışsın,   her şeyi ben mi yapacağım benim sırtımdan geçiniyorlar,   ben aptalmıyım  kendimi kullandırmam ne kadar ekmek o kadar köfte  anlayışı ile iş yapan kişiler sadece kendilerini kandırırlar. Bu başarısızlığın kendisidir.

İnsan önce kendini kandırır. Ben kendimi beğenmiyorsam başkalarının beğenmesinin ne önemi olabilir.
Sonuç olarak  yapacağımız iş ne olursa olsun  , koşacağımız mesafe ne kadar uzun ve çetin olursa olsun bizim ne yapacağımız önemlidir.

Boşa çalışmak istemiyorsak, emeğimizin boşa gitmesini istemiyorsak hayatın oyunlarını kuralına göre oynamalıyız.
Yapmak istediğimiz işin inceliklerini iyi öğrenmeliyiz herkesin bildiği denediği   işleri tekrar deneyerek öğrenmek için zaman harcamamalıyız. Öğrenilmişlerin üzerine yeni bilgiler yükleyerek yolumuzu kısaltıp hedefe  rakiplerimizden evvel ulaşmalıyız.

Yarışmadan yarışmacı olunmaz. İteleye kakalaya yarış bitirilmez.Ben den istendiği için değil  ben istediğim için  bu işi başarmalıyım. Bir insan başkaları seyretsin diye çöl ortasında kavurucu sıcakta   aç, susuz  250 km koşmak istemez. Bu yarışmacıyı bu işi yapmaya iten güç önemlidir. Hiç bir sporcu sabah yatağından kalkıp şöyle bir umman çölünü dolaşıp geleyim olmazsa birde büyük sahradan geçerim , yolu düşerse himalaya’lara da uğrarım  şeklinde  yarışmıyordur.

Hiçbir başarı tesadüfen başarılmış değildir. Şans ve tesadüf tembel insanların ürettikleri fikir birliğidir.

Her emeğin mutlaka karşılığı vardır.

Hiçbir başarı öyküsü de tek başına gerçekleştirilmemiştir. Her filimde olduğu gibi baş rol oyuncuları ve figüranlar başarı öyküsünde rol alırlar.

Bir ultra maraton yarışında yarışmacılardan başka bu işin gerçekleşmesi için görev yapan ,ortam hazırlayan , organize eden,sponsor bulan ve sponsor olan, masraflarını karşılayan, hakemlik yapan ,yemek ,otel, u yol, ilk yardım, sağlık, güvenlik koordinasyon, iletişim, ulaşım, haberleşme, taşıma, gibi sayısız uğraşılardan sonra yarışmacılar koşar ortaya sadece koşanların başarısı çıkar. Buraya kadar işi getirenlerin başarıları gizli kalır . ben bu yarışta çok başarılı oldum ama kimlerin sayesinde soran olmaz. Görüldüğü gibi benim başarım tek başına gerçekleştirdiğim bir  başarı değildir. Ben kendi kendime Çekmeköy ormanlarında köy yollarında saatlerce koşuyorum bazen yarışlardan daha hızlı  ve daha uzun koşuyorum ama başarı yerine geçmiyor , kime göre başarılıyım, kimlere göre hangi şartlarda başarılı oldum ölçü birimi yok, başarımı onaylayacak birimler de  yok o halde   tek başıma başarılı değilim.

Kısaca  bir insan ister koşucu olsun isterse iş hayatında olsun  başarıya ulaşabilmesi için    önce kendine bir HEDEF koymalı.Nereye ne içi ulaşmak istediğini belirlemeli.
Kahramanın belirlediği hedefe  rakiplerinden evvel ulaşması için taktik ve stratejiler geliştirmesi gerekmektedir.
Belirlediği hedefe doğru gitmeye çalışırken uygulayacağı stratejiler üzerinde çalışmalı.Yarışa uygun donanımlarını hazırlamalı.

Yarışa katıldığında bütün stratejilerini çalıştığı gibi yerli yerinde bilgi ve becerilerini kullanmalı.
Başarılı oldu ise bu başarının üstüne yeni başarılar ekleyecek kendini, bir basamak daha ileriye götürecek yeni hedefler belirleyip önüne koymalıdır.

Şayet başarılı değilse yanlışlarını, eğrilerini, doğrularını tartıp yeni stratejiler belirlemelidir . Gerekirse takım arkadaşlarından yardım almalıdır.

Hayat bir takım çalışmasıdır. Bir takımın gücü takımı oluşturan halkaların en zayıfının gücü kadardır. Macera yarışmalarında da takımın başarısı en zayıf olan sporcuya bağlıdır. İş veya aile yaşamında bireylerden biri uyumsuz,tembel, sorumluluk taşıyamayan, unutkan, yavaş, gecikmeli,duyarsız,bilgili fakat beceriksiz, becerikli fakat bilgisiz,istenilen özellikleri bir bütün olarak bulunduramayan kişilikte ise takımın başarısı bu şahsa bağlı olur. Bir takımda bütün bireyler aynı düzeyde olmalıdır. İlerde giden yarışmacı geride kalanı çekemez ama geride kalan ilerde gideni  yavaşlatır. Geride kalan ileri gideni merak etmez ama ileri giden arkasında kanlı merak eder geliyormu?  acaba  diye  aklına  takılır. İlerde gidenin başarısı geriden gelene bağlı ise zaten ileriden gitmesinin bir almamı yoktur macera sporlarında böyle aile yaşamında da   bu şekilde yaşanmaktadır.

Her şeye rağmen insan isterse başarır .  Başarmayı istemek gerek.

Kısa anlatımı ile 100 km  ultra maraton koşmak için ne yapmak gerek .

Gereken tüm şartları kendimde var olarak görüyorum.100 km koşmaya  karar verdim. Ultra yarışmalar hakkında tüm bilgileri öğrendim. Antrenmanlarıma başlıyorum.

Antrenman  programına başlamadan evvel uyulması gereken  öneriler.

Antrenör  seçimi—Dinlenmenin ne olduğunu öğrenmek-Parkur seçimi ve parkur yerlerinin belirlenmesi-Önce  kısa mesafelerde sürat kazandırılması  devamında uzun mesafe ve dayanıklılığın artırılması-Yarış mesafesinden daha uzun mesafeleri koşabilmek—Yarış parkuruna uygun parkurlarda koşmak—Toprak yollarda uzun antrenmanları  çalışmak---Antrenmanların yüzde  seksenini  toprak veya çimenlik yollarda  gerçekleştirmelidir—Koşulardan sonra  eklemlerin şişliğini ve enflamasyonunu  önlemek için buz tedavisi uygulamak,Farklı spor dallarını da denemek, vücudun her bölgesini çalıştırmak gerek,   Antrenmanlara yavaş başlamak, Çalışma süresi içinde farklı koşu sitillerini uygulamak---Kilo kontrolü yapmak hızlı kilo alış verişinin olmaması gerekir   çok kilo kaybı güç kaybına neden olur.Antrenman süresinde dinlenmeyi öğrenmek gerek,    Antrenmanlarda vücuda su içmeyi öğretmek,--Uzun çalışmalarda beslenmeyi öğrenmek,koşarken beslene bilmek ,   Kros koşularını yapmak, Tepe çalışması yapmak, Düzenli masaj yapmak, Esneklik kazanmak, esnekliği kazanmak için gerdirme hareketlerini yapmak,ZİHİNSEL ANTRENMAN YAPMAK, Yarışı kafanızın içinde canlandırıp koşmayı hayal etmek süresince kendinize disiplinli davranmak,,yarış parkurunu zihinsel olarak koşmak,

Önce antrenman yapıp sonra yarışmak  gerekli uyarılardır.

Yarış takdikleri=Teknik toplantılarda  tanıştığım sporculardan benim hızıma uygun maratoncuları öğrenirim ve gurup yaparak birlikte koşmayı planlarım. Yarışa sağ koldan yavaş tempo ile düşürülmeden ve hızımı  değiştirmeden koşuya başlarım. İlk 10 km ön gurubun hemen arksına takılarak rüzgardan korunurum.Tüm yarışmacılar pramit usulü koşmaya çalışırlar.

İlk 50 km yarışmacılar ile birlikte gidilir. 50 km den sonra kopmalar başlar gücüm var ise ilk üç sporcuya takılırım.80 km ye kadar ilk üç veya beş kişi temposunu yavaş ,yavaş artırır. Son 20 km den sonra sporcuların durumları artık bellidir. Kopan kopmuştur artık herkes var gücünü kullanarak koşar bende son gücümü kullanarak en hızlı şekli ile yarışımı bitiririm.

YARIŞ SÜRESİNCE BESLENME     =Ultra yarışmacılar için 100 km çok kısa bir mesafe sayılır.Maraton koşan bir  yarışmacı için  42 km ne ise ultra yarışmacı için 100 km daha kısa sayılır . Yarışma süresince beslenme önemli değil yarış öncesi 16 haftalık beslenme ve depoların doldurulması önemlidir.
Yarışa hazırlık döneminde   gücünüzü bitirmişseniz , depolarınızı tüketmişseniz,  yarışa yorgun, bitkin ve aç girmişseniz yarış esnasında ne yeseniz ne giyseniz başarı  sağlanamaz.

HERŞEYE  RAĞMEN BİR ULTRA MARATON KOŞMAYA DEĞER.